https://ojs.omu.edu.tr/index.php/tipdergi/issue/feed Ondokuzmayıs Tıp Dergisi 2022-06-30T20:53:52+03:00 Ondokuzmayıs Tıp Dergisi tipdergi@omu.edu.tr Open Journal Systems <p>Ondokuzmayıs Tıp Dergisi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesinin süreli yayınlarından biri olup 3 ayda bir (Mart, Haziran, Eylül, Aralık aylarında) yılda dört kez Türkçe dilinde yayımlanmaktadır. Ondokuzmayıs Tıp Dergisi'nde tıp bilimleri (temel tıp, dahili tıp ve cerrahi tıp) ile ilgili deneysel, klinik araştırma makaleleri, olgu sunumları, editöre mektup ve derleme makalelere yer verilmektedir.</p> <p>Ondokuzmayıs Tıp Dergisi, makale kabul, değerlendirme ve yayımlama hizmetlerini ücretsiz olarak gerçekleştiren bilimsel bir dergidir.</p> <p>Ondokuzmayıs Tıp Dergisi, bir açık erişim (open access) dergisidir. Bu bağlamda Budapeşte Açık Erişim Hareketine (BOAI) taraftır. BOAI'ye göre Açık Erişim, “[hakem değerlendirmesinden geçmiş bilimsel literatürün], İnternet aracılığıyla; finansal, yasal ve teknik engeller olmaksızın, serbestçe erişilebilir, okunabilir, indirilebilir, kopyalanabilir, dağıtılabilir, basılabilir, taranabilir, tam metinlere bağlantı verilebilir, dizinlenebilir, yazılıma veri olarak aktarılabilir ve her türlü yasal amaç için kullanılabilir olması”dır.</p> <p>Ondokuzmayıs Tıp Dergisi'ne gönderilen makaleler çift kör hakemlik sistemine tabiidir. Yazarlar ya da hakemler birbirlerinin kimliği ile ilgili bilgi sahibi değildir. Tüm makaleler iki hakem tarafından değerlendirilir. Makalelerle ilgili son karar editoryal kurula ve editöre aittir.</p> <p>Tüm makaleler intihal tespit ve kontrolü için İThenticate programı aracılığıyla taranmaktadır.</p> https://ojs.omu.edu.tr/index.php/tipdergi/article/view/25 Nükleoplasti sonrasında spondilodiskitis gelişimi: İki olgunun sunumu 2021-12-24T16:29:13+03:00 Vaner KÖKSAL vanerkoksal@hotmail.com Cem DEMİREL drcemdemirel@hotmail.com Ahmet KARKUCAK alpogueli@hotmail.com Hakan NURATA hakannurata@yahoo.com <p style="font-weight: 400;">Nükleoplasti; diskojenik ağrıya neden olan geniş tabanlı disk çıkıntısının tedavisinde intradiskal basıncı azaltmak için kullanılan intradiskal ısıtma yöntemidir. İşlem sonrası hastalarda sinir kökü yaralanması, dural hasar, enfeksiyon gibi komplikasyonlar bildirilmiştir. Her iki olgu da nükleoplasti işleminden haftalar sonra şiddetli bel ağrısı ile başvurdu. Hastaların nörolojik defisiti olmamasına rağmen fiziksel hareketlerinde ciddi kısıtlılık vardı. En ufak bir sarsıntıda daha yoğun hale gelen bel ağrısı görüldü. Radyolojik olarak, MR görüntülerinde intervertebral disk alanında enfeksiyonla ilişkili bir değişiklik tespit edildi. Başlangıçta abse drenajı bir hastada uzak lateral yaklaşımla, ikincisinde ise paramedian yaklaşımla yeterliydi. Paramedian abse drenajı uygulanan hastada iyatrojenik instabilite nedeniyle takip eden ayın sonunda posterior vertebral stabilizasyon gerekti. Minimal invaziv olduğu düşünülen nükleoplasti gibi perkütan bir tekniğin spondilodiskit şeklinde ciddi bir enfeksiyona neden olabileceğini 2 olgu bildirisi ile vurgulamak istedik.</p> <p style="font-weight: 400;"><strong>Anahtar Kelimeler: </strong>nükleoplasti, komplikasyon, post-operatif diskitis, spondilodiskit</p> <p style="font-weight: 400;"><strong>Abstract</strong></p> <p style="font-weight: 400;">Nucleoplasty; is an intradiscal warming method used to reduce intradiscal pressure in the treatment of wide-based disc protrusion causing discogenic pain. Complications such as nerve root injury, dural damage, and infection have been reported in patients after the procedure. Both cases presented with severe low back pain weeks after the nucleoplasty procedure. Although the patients did not have neurological deficits, there was a severe limitation in their physical movements. Low back pain, which became more intense at the slightest jolt, was observed. Radiologically, an infection-related change in intervertebral disc space was detected with MR images. Initially, abscess drainage was sufficient in one patient with a far lateral approach alone and in the second with a paramedian approach. Posterior vertebral stabilization was required at the end of the following month due to iatrogenic instability in the patient who underwent paramedian abscess drainage. We wanted to emphasize with 2 case reports that a percutaneous technique such as nucleoplasty, which is considered to be minimally invasive, can cause a serious infection in the form of spondylodiscitis.</p> <p style="font-weight: 400;"><strong>Keywords: </strong>nucleoplasty, complication, post-operative discitis, spondylodiscitis</p> 2022-06-30T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2022 Ondokuzmayıs Tıp Dergisi https://ojs.omu.edu.tr/index.php/tipdergi/article/view/23 Glioblastoma’nın tedavisinde mikrocerrahi yöntemlerin kullanılması 2021-12-24T16:24:47+03:00 Cengiz Çokluk cengizcokluk@yahoo.com <p style="font-weight: 400;">Beyin ve Sinir Cerrahi alanında son yüz yıl içerisinde kaydedilen ilerlemelere rağmen Glioblastom tedavisi santral sinir sistemi tümörleri içerisinde halen çözümlenemeyen problemler içerisinde belki de en önde gelmektedir. Glioblastoma, santral sinir sistemi tümörlerinin içerisinde en kötüsüdür. Bu yazının amacı, glioblastom epidemiyolojisi, etiyolojisi, patogenezi, klinik bulguları ve tedavisi hakkındaki güncel bilgilerin derlenmesi yanında resmin tümüne bütünsel bir bakış sağlamaktır. Bu çalışmada glioblastom için PubMed ve Google Scholar'da glioblastoma, için anahtar kelimeler (patogenez, klinik bulgu belirti ve semptomlar, tedavi)kullanılarak tarama yapılmış 2021 yılına kadar yayınlanan İngilizce ve Türkçe makaleler gözden geçirilmiştir. Hastalardaki genetik yatkınlık ve iyonize radyasyona maruz kalma durumu hastalığın oluşumunda belli başlı risk faktörleri olarak saptanmıştır. Hastalığın tanısında nörolojik muayenenin yanında nöroradyolojik görüntüleme incelemelerinin oldukça değerli yeri bulunmaktadır. Hastalığın tedavisinde mikrocerrahi yöntemler kullanılarak uygulanan cerrahi tedavi altın standarttır. Buna ilave olarak kemoterapi ve radyoterapi birlikteliği en uzun sağ kalımı sağlamaktadır. Glioblastomun prognozu oldukça kötüdür ve hastalar ortalma olarak tanı konulmasını takiben ikinci yıl içerisinde hastalığa yenilir.</p> <p style="font-weight: 400;"><strong>Anahtar Kelimeler: </strong>glioblastoma, kemoterapi, mikrocerrahi tedavi, radyoterapi</p> <p style="font-weight: 400;"><strong>Abstract</strong></p> <p style="font-weight: 400;">Despite the advances made in the field of Brain and Nerve Surgery in the last hundred years, Glioblastoma treatment is perhaps the leading problem among the central nervous system tumors that cannot be solved yet. Glioblastoma is the worst of all central nervous system tumors. The aim of this review article is to provide a holistic view of the whole picture, as well as to compile up-to-date information on glioblastoma epidemiology, etiology, pathogenesis, clinical manifestations and treatment. In this study, the keywords for glioblastoma (pathogenesis, clinical signs, signs and symptoms, treatment) were searched for glioblastoma in PubMed and Google Scholar, and the articles published in English and Turkish until 2021 were reviewed. Genetic predisposition and exposure to ionizing radiation in patients have been identified as major risk factors in the occurrence of the disease. Besides neurological examination, neuroradiological imaging studies have a valuable place in the diagnosis of the disease. Surgical treatment using microsurgical methods is the gold standard in the treatment of the disease. In addition, chemotherapy and radiotherapy combination provides the longest survival. The prognosis of glioblastoma is very poor and patients are defeated within the second year of diagnosis.</p> <p style="font-weight: 400;"><strong>Keywords: </strong>glioblastoma, chemotherapy, microsurgical therapy, radiotherapy</p> 2022-06-30T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2022 Ondokuzmayıs Tıp Dergisi https://ojs.omu.edu.tr/index.php/tipdergi/article/view/44 Kırsalda yaşayan kadınların cinsel yolla bulaşan hastalıklar hakkındaki bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi 2021-12-23T14:41:19+03:00 Pakize Özge KARKIN ozgekarkin@gmail.com Gözde Sezer gozde.sezer@gmail.com Selma Şen selmasen@gmail.com Müberra Duran muberraduran@gmail.com <p>Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, kişiden kişiye çoğunlukla cinsel temas aracılığı ile geçen enfeksiyonlardır. Amacımız Demirci ilçesindeki kadınların cinsel yolla bulaşan hastalıklar hakkındaki bilgi düzeylerinin değerlendirilmesidir. Tanımlayıcı ve kesitsel olarak planlanan araştırma Demirci ilçesinde Eylül ve Aralık 2020 tarihleri arasında 1. basamak sağlık kuruluşlarına başvurmuş 660 gönüllü kadın ile yürütülmüştür. Verilerin toplanmasında cinsel temasla bulaşan hastalıklar ile ilgili bilgi testini içeren anket formu kullanılmıştır. 36 soruluk bilgi testindeki doğru yanıt ortalaması 16,79± 9,25, yanlış yanıt ortalaması 6,39±5,12 ve bilmiyorum yanıt ortalaması 12,86±11,48 olduğu tespit edilmiştir. Kadınların yaş ortalamasının 35,45±10,78 olduğu, %67,6’sının lise ve altı eğitim gördüğü, %56,4’ünün cinsel ilişki sırasında korunma yöntemi kullanmadığı, %86,1’inin cinsel sağlık ile ilgili herhangi bir eğitim almadığı bulunmuştur. Yaş, eğitim düzeyi, cinsel ilişkide bulunma, korunma yöntemi kullanma ve cinsel sağlık eğitimi alma durumlarının; cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusundaki doğru yanıt ortalamalarında anlamlı fark oluşturduğu tespit edilmiştir (p&lt;0,05). Sonuç olarak çalışmamızın verilerine göre kırsalda yaşayan kadınların cinsel yolla bulaşan hastalıklar hakkındaki bilgi düzeylerinin düşük düzeyde olduğu tespit edilmiştir.</p> <p><strong>Anahtar Kelimeler: </strong>cinsel yolla bulaşan hastalıklar, cinsel sağlık, bilgi düzeyi, kırsal alan</p> <p><strong>Abstract</strong></p> <p>Sexually transmitted diseases are infections that are transmitted from person to person, mostly through sexual contact. Our aim is to evaluate the knowledge level of women in Demirci district about sexually transmitted diseases. The descriptive and cross-sectional research was carried out in Demirci district with 660 volunteer women who applied to primary health care institutions between September and December 2020. A questionnaire containing the knowledge test about sexually transmitted diseases was used to collect the data. In the 36-question knowledge test, the mean of correct answers was 16.79±9.25, the mean of wrong answer was 6.39±5.12, and the mean of I don't know was 12.86±11.48. The mean age of the women was 35.45±10.78, 67.6% of them had high school or lower education, 56.4% of them did not use contraception during sexual intercourse, 86.1% of them had no education about sexual health. found not to have. Age, education level, having sexual intercourse, using contraception and receiving sexual health education; It was determined that there was a significant difference in the mean of correct answers regarding sexually transmitted diseases (p&lt;0.05). As a result, according to the data of our study, it was determined that the knowledge level of women living in rural areas about sexually transmitted diseases was low.</p> <p><strong>Keywords:</strong> sexually transmitted diseases, sexual health, level of knowledge, rural area</p> 2022-06-30T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2022 Ondokuzmayıs Tıp Dergisi https://ojs.omu.edu.tr/index.php/tipdergi/article/view/29 Antikorsuz Hepatit B Mümkün mü? 2021-12-24T16:36:29+03:00 Yusuf Bünyamin Ketenci bketenci@gmail.com Ufuk Avcıoğlu ufukavcioglu@gmail.com <p style="font-weight: 400;">Akut veya kronik hepatit B serolojilerinde, immunsupresif hastalarda normal hastalara göre birtakım farklılıklar olabilmektedir. Bu serolojilerin durumu, hastaların kullandıkları ilaçlara veya altta yatan hastalıklara göre değişebilmektedir. Her ne kadar bu hastalarda Hepatit B'ye yönelik tedavinin sonucu ile tanı konulabilse de karaciğer nakilli hastalarda biyopsi yapmakta çekince gibi kesin tanı koymada bazı kısıtlılıklar mevcuttur.</p> <p style="font-weight: 400;"><strong>Anahtar Kelimeler: </strong>hepatit B, takrolimus</p> <p style="font-weight: 400;"><strong>Abstract</strong></p> <p style="font-weight: 400;">In acute or chronic hepatitis B serologies, there may be some differences in immunosuppressive patients compared to normal patients. The status of these serologies may vary according to the drugs used by the patients or the underlying diseases. Although these patients can be diagnosed with the result of the treatment for Hepatitis B, there are some limitations in making a definitive diagnosis, such as avoiding biopsy in liver transplant patients.</p> <p style="font-weight: 400;"><strong>Keywords: </strong>hepatitis B, tacrolimus</p> 2022-06-30T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2022 Ondokuzmayıs Tıp Dergisi https://ojs.omu.edu.tr/index.php/tipdergi/article/view/26 Femur kırığı ile prezente olan dev kalsifiye menengioma: Olgu sunumu 2022-03-10T14:46:49+03:00 Vaner KÖKSAL vanerkoksal@hotmail.com Cem DEMİREL drcemdemirel@hotmail.com Ahmet KARKUCAK alpogueli@hotmail.com Hakan NURATA hakannurata@yahoo.com Birol Bayraktar birol.bayraktar@hotmail.com <p style="font-weight: 400;">Meningiomlar meninkslerden köken alarak oluşan tümörlerdir ve tüm beyin tümörlerinin %13-26’ını oluştururlar. Genellikle 40-60 yaşları arasında ve kadınlarda daha sık görülürler. Meninkslerin bulunduğu her yerde büyüyebilirler ve büyüme yerine göre adlandırılırlar. Çok yavaş büyüdüklerinden, çevrelerindeki anatomik yapıya direkt veya ödeme sekonder kitle etkisi oluşturana kadar herhangi bir klinik belirti oluşturmayabilirler. 78 yaşında bir kadın, evde basit bir düşüşün ardından şiddetli sağ kalça ağrısıyla acil servise sevk edildi. Birkaç aydır yürüme ve duruş bozuklukları ile uyku süresinde uzama şikayetleri yaşıyordu. Baş ağrısı yoktu. Direkt grafide sağ femur başında bir kırık vardı. Bilgisayarlı beyin tomografisinde, muhtemelen duramater kaynaklı ve serebral frontal lobu dolduran, dev boyutlu menenjiyom ile uyumlu, tamamen kalsifiye bir kitle saptandı. Meningioma bağlı oluşan serebral ödem motor korteksi etkileyerek vücud sağ yarısında kuvvet kaybına neden oldu. Hasta bu nedenle femur kırığı ile prezente olmuştur. Tama yakın masif kalsifiye olmuş menengiomalarda büyüme devam etmektedir ve frontal serebral korteks üzerinde oluşturduğu peritümöral ödem posteriora doğru ilerleyerek parietal serebral korteksdeki motor alanı etkiyebilir.</p> <p style="font-weight: 400;"><strong>Anahtar Kelimeler: </strong>Femur kırığı, hemiparezi, kalsifiye menengioma, serebral ödem</p> <p style="font-weight: 400;"><strong>Abstract</strong></p> <p style="font-weight: 400;">Meningiomas are tumors originating from the meninges and constitute %13-26 of all brain tumors. They are more common in women between the ages of 40-60. They can grow where the meninges are located and are named according to the place of growth. Since they grow very slowly, they may not cause any clinical symptoms until they have a direct or edema-secondary mass effect on the surrounding anatomical structure. A 78-year-old female was referred to emergency department with severe right hip pain after a simple fall at home. She has been suffering gait and posture disturbances and increase time of sleep since few months. She does not have headache. On direct graphy ther was a fracture on right femur head. Her cranial computed tomography revealed a totally calcified giant mass, possibly originating from duramatter,and filling the cerebral frontal lobe, compatible with meningioma. The cerebral edema caused by the meningioma affected the motor cortex, causing a loss of strength in the right half of the body. The patient therefore presented with a fracture of the femur. The growth of meningiomas that are almost completely calcified continues, and the peritumoral edema created on the frontal cerebral cortex may progress posteriorly and affect the motor area in the parietal cerebral cortex.</p> <p style="font-weight: 400;"><strong>Keywords: </strong>Calcified menengioma, cerebral edema, femur fracture, hemiparesis</p> 2022-06-30T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2022 Ondokuzmayıs Tıp Dergisi https://ojs.omu.edu.tr/index.php/tipdergi/article/view/24 Beyin omurilik sıvısı örneklerinin bakteriyolojik inceleme sonuçlarının değerlendirilmesi 2022-03-11T14:46:43+03:00 Yeliz Tanrıverdi Çaycı yeliztanriverdi@gmail.com Kübra Hacıeminoğlu Ülker kubra.hacieminoglu@gmail.com Asuman Birinci asumanbirinci@yahoo.com <p style="font-weight: 400;">Merkezi sinir sistemi (MSS) infeksiyonları, tüm dünyada morbidite ve mortaliteye neden olan ciddi infeksiyonlardır. Bu infeksiyonların tanısında kullanılan en önemli laboratuvar tetkiki, beyin omurilik sıvısının (BOS) incelenmesidir. MSS infeksiyonlarında BOS incelemesinin kısa sürede yapılıp, hızlı şekilde tedaviye başlanması morbidite ve mortaliteyi etkiler. Sık izole edilen mikroorganizmalar ve o mikroorganizmaların antibiyotik direnç durumlarının bilinmesi; kültür sonuçları alınana kadar yapılacak ampirik tedavide klinisyeni doğru yönlendirecektir. Bu çalışmada, 2014-2016 yılları arasında laboratuvarımıza gönderilen BOS örnekleri incelenmiştir. Kan kültür cihazında pozitif sinyal veren BOS örnekleri kanlı ve eozin metilen blue agarlara ekilmiş ve üreyen koloniler değerlendirilmiştir. Kolonilerin tür düzeyinde tanımlaması için Vitek MS (bioMérieux, Fransa) otomotize sistemi kullanılmıştır. Çalışmaya laboratuvarımıza gönderilen 5689 BOS örneği dahil edilmiştir. Bu örneklerin %17,4’ünde mikroorganizma üremesi görülmüştür. Mikroorganizma üremesi gözlenen hastaların %28,2’si 0-4 yaş, %23,55’i 45-64 yaş, %19,5’i 65 yaş ve üstü, %12,2’si 5-18 yaş, %9,55’i 19-34 yaş, %7’si 35-44 yaş aralığındadır. Mikroorganizma üremesi gözlenen BOS örneklerinden en çok izole edilen bakteriler %31,25 ile <em>Staphylococcus epidermidis</em>, %13,8 ile <em>Staphylococcus haemolyticus</em>, %10,84 ile <em>Staphylococcus hominis</em> ve %7,5 ile <em>Acinetobacter spp</em>.’dir. Bakteri üremesi dışında % 1,65 oranında <em>Candida spp</em>. üremesi görülmüştür. Ülkemizin değişik bölge hasta­nelerinde yapılan çalışmalarda BOS’ta görülen bakterilerin sıklığı %8,3-31,5 arasında değişiklik göstermektedir. Bizim yaptığımız çalışmada ise pozitif kültürlerin oranının %17,4; en sık görülen bakterilerin de koagülaz negatif stafilokoklar olduğu görülmüştür.</p> <p style="font-weight: 400;"><strong>Anahtar Kelimeler:</strong> beyin omurilik Sıvısı, merkezi sinir sistemi, menenjit</p> <p style="font-weight: 400;"><strong>Abstract</strong></p> <p style="font-weight: 400;">Central nervous system (CNS) infections are serious infections that cause morbidity and mortality all over the world. The most important laboratory test used in the diagnosis of these infections is the examination of cerebrospinal fluid (CSF). CSF examination in patients with CNS infections, rapid onset of treatment affects morbidity and mortality. It is important to know the microorganisms frequently isolated and the antibiotic resistance status of those microorganisms. These will help the clinician in the empirical treatment until the culture results are obtained. In this study, CSF samples sent to our laboratory between 2014 and 2016 were examined. BOS specimens positive in the BacT/ALERT® 3D (bioMérieux, France) device were routinely inoculated with blood and eosin methylene blue agars, then were evaluated after incubation. Vitek MS (Biomeriux, France) automated system was used to identify the bacteria. The study included 5689 CSF samples sent to our laboratory. Microorganism growth was observed in 17.4% of these samples. 28.2% of the patients were 0-4 years old, 23.55% were 45-64 years old, 19.5% were 65 years old. The distribution of the most isolated bacteria was as follows: <em>Staphylococcus epidermidis (</em>31.25%), <em>Staphylococcus haemolyticus (</em>13.8%), <em>Staphylococcus hominis</em> (10.84%) and <em>Acinetobacter spp</em>. (7.5%). Expect for bacteria, <em>Candida spp.</em> was isolated from 1.65% of the samples. The frequency of bacteria isolated from CSF in studies conducted in different regions of our country varies between 8.3% and 31.5%. In our study, the rate of positive cultures was 17.4%; the most common bacteria were coagulase negative<em> staphylococci</em>.</p> <p style="font-weight: 400;"><strong>Keywords:</strong> cerebrospinal fluid, central nervous system, menengitidis</p> 2022-06-30T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2022 Ondokuzmayıs Tıp Dergisi https://ojs.omu.edu.tr/index.php/tipdergi/article/view/31 Covid-19 başlangıç bulgusu olarak rabdomiyoliz 2021-12-24T16:37:48+03:00 Arif Cengiz Gültekin arifcengiz.gultekin@omu.edu.tr Merve Danışman mervedanisman@gmail.com <p style="font-weight: 400;">Sars COV-2 enfeksiyonu birçok değişik semptom göstermekte ve asemptomatik olarak da görülebilmektedir. Henüz başlangıç bulguları net olarak ortaya konmamış olan bu enfeksiyonda rabdomiyoliz nadir görülen bir başlangıç bulgusu olarak karşımıza çıkabilmektedir.</p> <p style="font-weight: 400;"><strong>Anahtar Kelimeler: </strong>Sars-CoV-2, COVİD-19 virüs, bulgular ve belirtiler, rabdomiyoliz</p> <p style="font-weight: 400;"><strong> </strong></p> <p style="font-weight: 400;"><strong>Abstract</strong></p> <p style="font-weight: 400;">Sars COV-2 infection shows many different symptoms and can also be seen asymptomatically. Rhabdomyolysis may present as a rare initial finding in this infection, whose initial findings have not been clearly demonstrated yet.</p> <p style="font-weight: 400;"><strong>Keywords: </strong>Sars-COV-2, COVID-19 virus, signs and symptoms, rhabdomyolysis</p> 2022-06-30T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2022 Ondokuzmayıs Tıp Dergisi https://ojs.omu.edu.tr/index.php/tipdergi/article/view/28 Öğrenci gözüyle online tıp eğitimi 2021-12-24T16:34:24+03:00 Binnur ŞAN binnursan@gmail.com Gülnaz Aslı ALĞAN gulnazaslialgan@outlook.com Furkan SARIKOCALAR furkan-1998-fn@hotmail.com Ömer ERDOĞMUŞ omer.erdogmus@hotmail.com Emre TAŞTAN emretastan954@gmail.com Süheyl Asım MUTLU s.asimmutlu@gmail.com Mehmet Emin KURTOĞLU kurtoglu.m.emin@icloud.com Enes Haşim ŞENEL dr.enessenel@gmail.com Oğuzhan Anıl SUCU oguzhan550@hotmail.com Elif Beyza OLCAY ebolcay@gmail.com Gizem TAŞ gizemtas78@gmail.com <p style="font-weight: 400;">COVID-19 pandemisi dünyada birçok alanda değişimlere sebep olmuş; tıp eğitimi de bu süreçte hastanelerden ve laboratuvarlardan online platformlara taşınmıştır. Önceki nesillerin geleceğin doktoru olmasını sağlayan klinik rotasyonların ve işbirlikçi çalışmaların deneyimlerini şimdi pek çok tıp öğrencisi kaçırmaktadır. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Yükseköğretim Kurulunun aldığı karar sonucunda 16 Mart 2020 tarihinde yüz yüze eğitime ara vermiş ve online eğitime geçmiştir. Online eğitimin, dersleri tekrar dinleyebilme, eğitim materyallerine istenilen zamanda erişim kolaylığı ve daha rahat bir ortamda ders dinleyebilme gibi birçok avantajı bulunmaktadır. Diğer yandan teknik sorunlar, öğretim üyelerinin online eğitime geç adaptasyonu, laboratuvar derslerinin yapılamaması, öğrencilerin sosyal olarak eksik kalması gibi de dezavantajlara sahiptir. Çalışmada online eğitimin Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri üzerindeki akademik ve psiko-sosyal etkilerini tespit etmeyi, online eğitimde karşılaşılan sorunları belirleyerek, elde edilen sonuçların mevcut şartlardaki eğitimin geliştirilebilmesi için rehber olması amaçlandı. Çalışmaya 2269 öğrencisi bulunan OMÜ Tıp Fakültesinden 641 (%28,25) kişi katıldı. Preklinik öğrencilerin online eğitimden daha fazla yarar sağladığı ve klinik öğrencilerinin daha fazla mesleki yetersizlik endişesi taşıdığı gözlenmiştir. Katılımcıların çoğunluğu (%55,2) online eğitimin materyallere ulaşım kolaylığı sağladığını belirtmesine karşın büyük bir kesimi (%65,6) yüz yüze eğitime göre bilgileri daha iyi öğrenemediğini ifade etmiştir. Online eğitim, preklinik eğitimde pek çok imkân barındırmasına ve teorik eğitimin kazandırması gereken şeylerin hemen hepsini kazandırmasına rağmen klinik eğitimde göz ardı edilemeyecek sınırlı bir yapıya ve kısıtlı imkanlara sahiptir.</p> <p style="font-weight: 400;"><strong>Anahtar Kelimeler: </strong>Tıp eğitimi, online eğitim, tıp öğrencileri, COVID-19</p> <p style="font-weight: 400;"><strong>Abstract</strong></p> <p style="font-weight: 400;">COVID-19 pandemic has caused changes in world spheres; medical education has also moved from hospitals and laboratories to online platforms in this process. As a result of the decision taken by the Council of Higher Education Ondokuz Mayıs University Faculty of Medicine face-to-face education was suspended and online education was started on March 16, 2020. Online education has many advantages such as listening to lectures again, accessing educational materials at any time and listening to a lesson more comfortably. On the other hand, it has disadvantages such as technical problems, late adaptation to online education, not being able to conduct laboratory lessons, and being socially incomplete. In this study it is aimed to determine the academic and psycho-social effects and problems of online education on the students of Ondokuz Mayıs University Faculty of Medicine and to guide the development of the current education. 641 (%28,25) students from Ondokuz Mayıs University Faculty of Medicine, which has 2269 students, participated in the study. It has been observed that pre-clinical education has more benefits in online education than clinical education and clinical students have more occupational anxieties. Although the majority of the participants (%55,2) stated that online education provides ease of access to the materials, a large part (%65,6) stated that they could not learn the information better than face-to-face education. Online education has many opportunities in preclinical education, but it has limited structure and restricted possibilities that cannot be ignored in clinical education.</p> <p style="font-weight: 400;"><strong>Keywords: </strong>Medical education, online education, medical students, COVID-19</p> 2022-06-30T00:00:00+03:00 Telif Hakkı (c) 2022 Ondokuzmayıs Tıp Dergisi